Bir İlim Mecmuası Olarak İslamî Dergiler

Birikimleri üzerine yükselen medeniyetlerin, birikimini sonraki nesillere aktarmada en sağlam araç şüphesiz yazı olmuştur. Bu açıdan bakıldığında kitaplar gibi, gazete ve dergiler de bilginin sonraki nesillere ve geniş kitlelere aktarılmasında çok önemli bir yere sahiptir. Kitaplarla bir kıyasa sokulduğunda çok sağlıklı bir tespite varılabileceğini düşünmüyorum ancak, dergilerin kitapların verdiği hizmet gibi ciddi ve kalıcı hizmet sunduğuna inananlardanım.

sıratı mustakimOsmanlının son döneminden itibaren elimize ulaşan dergilerde yazılan makalelerin dönemin tartışma konusu olmuş meselelerine ışık tuttuğu, batıl fikirlere set olduğu ehlince bilinen bir hakikat. Örneğin Sırat-ı Müstakim ve Sebîlü’r-reşâd gibi dergilerle son dönem Osmanlı ulemasının kaleme aldığı makaleler bugünün ilim adamları için de başvurulan birer kaynak mesabesinde. [1]Başarılı bir arşivleme yapıldığı ve dönemin havası ile birlikte değerlendirmeye muvaffak olunduğu takdirde birer belge hüviyeti de taşıyan gazete ve dergiler topluma yön verici bir yayın organıdır.

Bugün hemen her cenahtan fikir, kurum ve kuruluşun inandıkları değerler doğrultusunda çıkardıkları dergilerin sayısı TÜİK istatistiklerine[2] göre önceki yıllara göre azalmış olsa da 2016 yılında 3738 idi. Toplam trajı ise “on milyon iki yüz bin”den fazla. Rakamlardan da anlaşıldığı üzere, hiç de az bir kitleye hitab ediyor değiller.

Magazin ve sosyal hayata dair haber maksatlı dergileri bir kenara bırakırsak, yani asıl maksadın ilmî bilgi olduğu dergilere yönelirsek, mesele bazlı, kitap hacmi gerektirmeyen konuların aydınlığa kavuşturulması için en uygun yazılı yayın organı dergilerdir.  Bu yönüyle İslami cenah için de kıymetli bir yere sahip.

Yukarıda bahsettiğimiz üzere Sırat-ı Müstakim (1908), Beyan’ül Hak (1908) ve Sırat-ı Müstakim’in 182 sayısından sonra neşredildiği adı ile Sebilü’r-reşad[3], ilim adamlarının bir arada kalem oynattığı yazılı mecra olan dergilerdir. Dergiler, Harf İnklabı’ndan sonra da Müslümanların Buyuk Doguhayatındaki yerini devam ettirmiş, 1939 yılında Nureddin Topçu tarafından kurulan Hareket dergisi ile yeni bir dönem daha başlamıştır. 1943’de Büyük Doğu, 1947’de Serdengeçti, 1960’da Diriliş, 1976’da Sebil Dergisi hep aynı davanın sesi olmuş, Müslüman halkın ihtiyaç duyduğu mutad aralıklarla yayınlanan mecmua ihtiyacını gidermiştir. Ortaya atılan batıl fikirlerin, devrin muteber âlimleri tarafından, farklı farklı yönleriyle ele alınarak reddiyeye muhatap kılındığı haftalık, iki haftalık ya da aylık mecmualar, şüphesiz Müslümanların inancını korumak ve Müslümanca fikir üretmek için rol almışlardır. [4]

Üst çatı olarak Müslüman kitleye hitab etmek maksadıyla hizmet etmelerine rağmen, İslâmî dergilerin sayısındaki çokluk dışarıdan bakanlar için pek anlaşılabilir değildir. Bununla birlikte kabul etmek lazım ki, İslâmî dergilerin çok büyük bir çoğunluğu, kendi müntesiplerini, -hadi daha geniş bir çerçeve çizerek söyleyelim kendi muhibbanlarını- nazar-ı dikkate alarak yayın yapmaktadırlar. Dergi yayınlayan kuruluşların büyük çoğunluğunun hazırladığı Gençlere yönelik dergiler ise, hitap edilen kitleyi biraz daha arttırmaktadır.

İslâmî dergi yayıncılığında esas problemlerden birisi, içi boşaltılmış İslâm projesini pazarlayan yayıncılık anlayışı. Nefsin hoşuna gitmesi ve başka vesilelerle cazip hale getirilmesi sebebiyle, “İslâmi mizah” ve “İslamî moda” üst başlığında toplayabileceğimiz dergiler, ne yazık ki iyi niyetlerin kökünü kazıyıcı olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bugün mütedeyyin kişiliği ile bilinen TV programcılar ve köşe yazarlarının da ekibi içinde bulunması sebebiyle çevresi tarafından hüsn-ü niyetle takip edilen mecmuaların meydana getirdiği tahribat ne yazık ki kısa sürede fark edilememektedir.

Bugün de her cemaat-dernek-vakıf kendi dergileriyle hizmet etmektedir.  Bunla birlikte kesintiye uğrayan yayın hayatına rağmen, Ebubekir Sifil Hoca tarafından ve artık 19. Sayısını beklediğimiz Rıhle, ilmî muhtevasıyla yepyeni bir soluk olan ekserisi genç hocaefendiler tarafından kaleme alınan yazılarıyla şu günlerde 4. Sayısını beklediğimiz Dirâyet, İhsan Şenocak hoca tarafından çıkartılan Hüküm dergileri, ve ismini anamadığımı başkaları, hususi bir münasebet kaygısı gütmeden ülkemizin geneline hitab eden dergilerdir. Yayın hayatlarının akamete uğramadan hayırla devam etmesini ümid ediyoruz.

Bagcılar Sırat-ı müstakimBu arada İslamî dergicilik ile ilgili bir araştırma arşivleme çalışmasından söz etmeden geçemeyeceğim.  Yakın zamanda İslam Düşünce Atlası projesini de tamamlayan İlmi Etüdler Derneği (İLEM)’in üçüncü aşamasını devam ettirdiği İslamcı Dergiler Projesi’nden bahsediyorum.[5]  Yüzlerce dergi kataloglandı ve bu çalışma hala devam ediyor. Onlara bu çalışmaları için teşekkür ederken, istifade edilmesi için duyurmayı kendime bir vazife biliyorum.

Salih Kartal


Dipnotlar:

[1] Sebîlü’r-reşâd ve Sırat-ı Müstakim dergilerini Ertuğrul Düzdağ’ın gayretleriyle, Bağcılar Belediyesi tarafından yapılmış çalışıldı, düzenlendi ve 8 cilt olarak basıldı.  İlgilileri için gayet faydalı olan bu çalışma için de teşekkürü borç biliriz.
[2] TUİK’in sözü edilen istatikleri için ziyaret ediniz : http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24673
[3] Sırat-ı Müskatim, 183. Sayısı itibariyle Sebîlü’r-reşâd adıyla yayımlanmaya başladı. Dergi, Takrir-i Sükûn Kanunu’yla kapatılana kadar 641 sayı neşredilmiştir.
[4] Derlenen yazılarla, Türkçe İbadet projesine karşı yapılmış neşriyat çalışmasından nasıl fayda hasıl olduğuna dair bir misal olması maksadıyla, daha önce yayınladığımı Kadir Mısıroğlu’nun şu hatırasına bakılabilir : https://www.musellem.net/turkce-ibadet-projesinde-inanmis-azinligin-darbesi/
[5] Projenin sitesi: http://idp.org.tr/

Salih Kartal
Musellem.net kurucu yazar...