Yılın Başı ve Ona Mahsus Âdetlere Dair Mülahazalar

Yılın Başı ve Ona Mahsus Âdetlere Dair Mülahazalar

Miladi takvime göre 365 günlük periyotlardan her biri yıl olarak isimlendirilir. Yıl, tıpkı ay, hafta, gün, saat ya da dakika gibi bir zaman diliminden başkası değil. Ebedî yurt olan ahiretin kazanıldığı dünyada kısıtlı bir sermaye olduğu için zaman, İslam ve Müslümanlar nazarında ziyadesiyle kıymetlidir.  En büyük nimetlerden biri olduğuna dair rivayetler de bununla ilgilidir, zamanı doğru değerlendirmenin ehemmiyetin dair telkinler de.

Peki ama bu inanç çerçevesinde günü haftadan, haftayı aydan ya da yıldan ayıran herhangi bir fark var mıdır? Bir insan, bir yılı ne kadar güzel geçirmek istiyorsa, bir haftayı ya da bir saati de aynı güzellikte geçirmek istemez mi? Cevabın evet olduğu bu soru bize başka bir soru telkin ediyor:

“O halde hangi hususiyeti sebebiyle saat, hafta ya da ay başlarına özel merasim düzenlemezken, yıl başı dünyada böylesine çılgınca eğlence ve organizasyonlara kutlanıyor?”

Dünyada kendisine bir ehemmiyet atfedilerek kutlanılmaya başlanması, milattan 100 yıl kadar önce yaşayan Julius Caesar’ın, kullandıkları güneş takviminde, uzun günlerin başladığı 25 Mart tarihinde kutlanan yılbaşını 1 Ocak tarihine taşımasına kadar götürülebilir. Bu tarihlendirme Noel’den bağımsızdır, Noel’e dair tarihlendirme az sonra değineceğiz.  Ekrem Buğra Ekinci,[1] Osmanlı’da yılbaşında gayrimüslimlerin sakin kutlamalar yaptığını, umumu içine katacak şekilde kutlamaların ise ancak 1926’da başladığını söylemektedir.

1926’dan sonra ne oldu da biz de bu cereyana dahil olduk sorusu ehemmiyetini koruyarak bir kenarda dursun…

Noel-Yılbaşı Ayrımı

Hz. İsa’nın doğumunun kutlanması anlamına gelen Noel dini bir ritüeldir. İngilizce Christmas (ya da Fransızca Noel) yani Christ (İsa) ve kiliselerde yapılan ekmekle şarabın kutsanması ayini (mass) kelimelerinin birleşmesiyle ortaya çıkmıştır.

Esasında Hz. İsa’nın ne zaman doğduğuna dair hiçbir kesin bilgi yoktur. Hatta doğum tarihi o kadar geniş bir aralıkta ihtimal dâhilindedir ki, M.Ö 300 ile Miladî 1 yılı arasında herhangi bir zaman olabilir.  Bugün kullanılan tarih, (25 Aralık) VI. yüzyılda yaşamış bir papaz olan Dionysius Exiguus tarafından ortaya konulmuştur.[2]  Ancak bu tarihte de Hristiyanlar arasında bir ittifaktan söz etmek mümkün değildir. Onun içindir ki, yılbaşı olan tarihi de içine alan 25 Aralıktan başlayıp, 6 Ocağa kadar kutlamalar devam etmektedir.  Tarihlendirmesinde ve vukuunda hurafelerin olduğu bu etkinlikler birer dini ritüeldir ve bu yönüyle Müslümanlarca eşlik edilmesi asla caiz değildir. Gayrimüslimlerin dinî ritüellerine iştirak etmek, haç ve zünnar gibi onların dinine mahsus dinî kıyafetler giymek küfrü mucib bir davranıştır.

Yılbaşı ise Noel’den farklıdır (!). Muhtevasında dinî bir ritüel yoktur. Bundan sebep küfür olduğunu söylemek mümkün değilse de, iştirakın caiz olduğunu söylemekte mümkün değildir. Nihayetinde bizim değerlerimizle örtüşmeyen kutlama biçimini, Müslümanların benimseyemeyeceği bir şekilde sekülerleşmiştir.

Hele hele, aslen bir piskopos olan (Aziz Nikola) Noel Baba gibi figürlerin, kesilen bir ağacın altında kalmadığı görülünce “Hz İsa’nın çocukluğunu temsil ediyor” denilen ve ilk defa süs mumu Martin Luther tarafından yakılan, hiç solmadığı için adeta ölümsüzlüğü sembolize eden çam ağacı süslemelerin, adet haline getirilmiş tombala ve milli piyango gibi kumarların da “eğlenceye” dahil ederek kutlanan yılbaşının Müslümanların dünyasında yeri olamaz. “Sizden birini bir kavme benzemeye çalışırsa onlardandır”[3] hadis-i şerifleriyle Efendimiz (s.a.v) ümmetini ikaz etmiş, medeniyetimizle tamamen alakasız, Hristiyan toplumunun oluşturup sekülerleştirdiği bu isyan dolu güne mesafeli durmamız gerektiğini telkin etmiştir. [4]

Hem Müslümanlar olarak biz, geçen zamana sevinmek değil, daha iyi değerlendirmediğimiz ve ömrümüzden bir parça gitmesi sebebiyle hüzünlenmeliyiz. Kutsal atfettiğimiz hiçbir gün ve geceyi eğlenerek masiyet dolu bir zaman dilimi haline getirmez, kutsal zaman dilimlerimizi tevbe istiğfar ve kulluk vazifelerinin ifası ile değerlendiririz. İçkinin, kumarın, piyangonun ve israf dolu çılgınlığın yaşandığı dakikalarda, bu amellerle meşgul olmasak bile kalbimizle dahi ortaklık kuracak davranışlara girmemeliyiz.


Dipnotlar:

[1] Meseleye dair biraz daha detaylı malumat arzu edenler Ekrem Buğra Ekinci’nin “Yılbaşı ve Noeldeki Putperest Gelenekleri” isimli makalesine bakabilirler.

[2] DİA, İsâ maddesi,

[3] Ebu Davud, Libas

[4] Zikri geçen hadis-i şerifte de ifadesini bulan “teşebbüh”ün mahiyetine dair daha önce yayınladığımız bir yazıya, “Teşebbüh, Tarih ve Nesl-i Cedid” isimli çalışmaya şuradan bakabilirsiniz: http://www.musellem.net/tesebbuh-tarih-ve-nesl-i-cedid/

Paylaş, Haberdar Et:


Salih Kartal

Yazarın şu ana kadar yazılmış 67 makalesi bulunuyor.

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ