Ramazân-ı Şerîf’te Şeytanlar Yaklaşacak !

Ramazân-ı Şerîf’te Şeytanlar Yaklaşacak !

Allah Teâlâ’nın, hakkında: «O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur’ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun… »[1] buyurmak suretiyle faziletini açıkça ilân ettiği Ramazân-ı Şerîf ayına eriştiğimiz için ne kadar şükretsek azdır.

Ramazân-ı Şerîf ayının, mü’minleri manevî açıdan eşsiz bir hissiyata büründürdüğü konusunda hiçbir şüphe yoktur. Sadece iyilik ve güzellikleri hatırlamamız gereken mübârek Ramazân-ı Şerîf ayında, çetin bir zamanda yaşıyor olmamızdan mütevellit birtakım sunî ve maksatlı tartışmaları hatırlamak gibi olumsuz bir durumla karşı karşıya bulunduğumuzu da üzülerek itiraf etmeliyiz.

Ramazân-ı Şerîf ayının heyecanıyla coşa gelen mü’minlerin özverisine mukabil, kalbinde nifak tohumu bulunanlar, insanları aldatmaya ve saptırmaya yönelik faaliyetlerini bu ayda daha da gayretli bir şekilde sürdürürler. Peygamber Efendimiz’in (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): «Ramazan ayı girince Cennet kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır ve şeytanların azgınları zincire vurulur. »[2] hadîs-i şerifînde beyan ettiği gibi, bu ay hürmetine şeytanların büyükleri zincire vurulsa da küçük şeytanların ve insan görünümündeki şeytanî şahısların faaliyetleri devam eder.

Onların tavrının şeytanî bir tavır olduğunu anlayabilmek için iblisin, Hazreti Âdem’e secde etmeye yönelik ilâhî emir karşısındaki tavrını ve kendisine mühlet verildiği beyanının ardından söylediği sözlerle sona eren kıssayı hatırlamak gerekir: «Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın.»[3]

Âyet-i kerîmede yer alan “önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından…” ifadeleri müfessirler tarafından; “âhiret meseleleri de dâhil sem‘iyyât bahislerine dair inkâr politikası, amel defterine yazılacak sevaplara müteallik ameller ve dünyalık işler, günah olarak yazılacak işler, şüpheler ve vesveseler” şeklinde tefsir edilmiştir. Bu manalar, konumuz açısından son derece önemlidir.

Dört Koldan Saldıracak Olan Şeytanlara Fırsat Vermeyin

Kur’ân ve Sünnet’ten delillerle ve mukaddes ictihâd gayretiyle va’z edilmiş olan dosdoğru yolun, üzerine oturmuş birtakım şeytanlar her sene olduğu gibi bu sene de karşımıza dikilecek ve önümüzden yaklaşarak sem‘iyyât alanına dair ne kadar şüphe varsa, zihinlerimize hepsini zerk edecekler. Sünnetin teşri‘ kaynağı olmadığı iddiasını yineleyip Peygamber Efendimiz’e (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) postacılık vazifesini reva görecekler. İcmalî şüphelerin yanı sıra tikel konulara girmeyi de ihmal etmeyecekler; nusûs-i dîniyenin ve tevârüs etmiş olduğumuz ilmin berraklığına rağmen bir kısım tarihî rivayetleri eğip bükerek, sözde astronomik birtakım hesap ve gözlemleri de öne sürerek imsak tartışmalarını yeniden alevlendirecekler. Kanal kanal dolaşıp hatta anahaber bültenlerine konuk olup fazla oruç tuttuğumuzu ve yıllar yılı kandırıldığımızı iddia edecekler.

Onlardan bir grup, arka cihetten yaklaşacaklar. İftar ve sahur sofralarımız da dâhil her ânımızı dünyevîleşme belâsı üzerine kurdurmaya çalışıp düşmanımızın ürettiği gıdaları, aklımızla dalga geçercesine burnumuzun dibinde bitirip ruhumuzu ve bedenimizi teslim almaya uğraşacaklar.

Bir başka grup sağımızdan yaklaşacak ve Kur’ân-ı Kerîm’den sonra en sahîh kaynak kabul edilen es-Sahîh-i Buhârî’de dahi müstakil bir ba’b bulunmasına karşın, Terâvîh namazı diye bir namaz olmadığını söyleyerek bizleri Ramazân-ı Şerîfin kıyamından mahrum bırakmaya çalışacaklar.

Şeytânî grubun bir başka zümresi de solumuzdan yaklaşacak. Yapmaya niyetlendiğimiz amelleri, hazırlamış olduğumuz sadakaları ve sair ibadet ve taati ifsad etmek için her yolu deneyecek, şüpheler salacak ve vesvese verecek. Günaha düşmemiz; koğuculuk, gıybet, nesime gibi münkere ve türlü fuhşiyata saplanıp kalmamız için yoğun bir şekilde mücadele edecek.

11 Ayın Tecessüsle Vazifeli Ramazan Programcılarını Seyretmeyin

Sene boyunca din düşmanlığı yapan, evlere ve ocaklara günah pompalayan, çoluk çocuğumuzun zihnini çöplüğe çevirme uğrunda âdeta savaş veren her türlü medya kuruluşu, Ramazân-ı Şerîf ayının girişiyle birlikte reyting uğruna din bezirgânlığına soyunacak. Dinden bîhaber, aylar boyunca magazin ve dedikodu alanında tecessüsle vazifeli sunucu müsveddeleri iftar veya sahur programı sunacak ve bahsettiğimiz şeytânî kadroyu konuk olarak ağırlayıp onlara, zehirlerini iyi niyetli insanlara zerk etme fırsatı verecekler.

Sünnet inkârcıları, deist bozuntuları, tarihselci artıkları etrafta kol gezecek. Proje adamları fırsat kollayacak, teyakkuz hâlini sağlayamayan mü’minlere aynı deliklerden defalarca dokunacaklar. Kader, tekrar tekrar inkâr edilecek; kabir azabı karikatürize bir dil ve üslupla “Yahudi montajı” olarak tarif edilecek ve dinin asıllarına kastedilip maddeci düşünceler propagandanın gücüyle dayatılacak.

Bu yıla mahsus olmak üzere bir başka imtihan olarak, seçim propagandaları ve parti taraftarlığının sürüklediği tepkisel yaklaşımlarla, kalpler kırılacak, manevi ortam gündem çekişmelerinde heba edilecek. Seçim süreci ertesinde yüz yüze bakacak olanlar uhuvveti adeta bir kenara bırakacak.

Ramazân-ı Şerîfi İbâdetlerinizi İkmâl Edin

Arkalarına aldıkları bid‘at ve küfür rüzgârının da etkisiyle inkâr yolunda hiç hız kesmeyecekler. Kur’ân-ı Kerîm’de açıkça reddedilen, hicrî ayları kaydırma yönündeki müşrik anlayışını (nesî) hortlatıp Ramazân-ı Şerîf ayının kışa sabitlenmesini dahi tekrar teklif edecekler. [4] İnsanların akıbetine, ebedî hayatına kastedenler, din dışı hayatın -en azından belli bir kesim tarafından- kanıksanarak en doğru hayat tarzı olarak kabul edilmesini sağlamaya çalışacaklar.

Bu film, o bilindik acı senaryosuyla her sene tekrar tekrar sahneleniyor. Dinimizi ve imanımızı her şeyin üstünde tutmalı, bu oyunculara aldanmamalıyız. Bu zalim kurgu etkisini son yıllarda iyiden iyiye yitirdi. İnanıyor ve temennî ediyoruz ki mü’minler, bu desiselere kapılmayacak ve mübârek Ramazân-ı Şerîf ayını şeytânîlere fırsat vermeksizin günahlardan kaçtıkları gibi nâfile ibâdetleri de ziyadeleştirerek, terâvîhlere devam edip mukabelelere koşarak en güzel şekilde ihyâ edeceklerdir.


 

Dipnotlar:

[1] Bakara Sûresi, 2/185

[2] Buhârî, “Savm”, 5

Hadîs-i şerîf bazı tercümelerde “şeytanlar zincire vurulur” şeklinde verilmektedir ki, bu farklılık, hadîs-i şerîfin farklı lâfızlarla rivayet edilmesinden kaynaklanmaktadır. Hâfız İbnü Hacer’in (Rahimehullâh) el-Metâlibü’l-Âliye’de belirttiğine göre, hadîs-i şerîfin diğer tariklerinde “Merede-i Şeyâtîn” ifadesi geçmektedir ve buna göre mana, azgın şeytanları kapsamış olur. Bütün bunlardan elde edilen netice, şeytanın ordusu ve aynı misyona hizmet eden saptırıcı insanların Ramazân-ı Şerîf ayı boyunca ifsad hareketlerini sürdürecekleri yönündedir. Böyle bir durum karşısında mü’minlere düşen, nefslerine ve şeytânîlere karşı uyanık olmak, onların desise ve aldatmacalara aldanmamaktır.

[3] A‘râf Sûresi, 7/17-18

Âyet-i kerîmede dört cihetten bahsedilmiş olması hususunda farklı birtakım şeyler söylenmiştir. İmam el-Kelbî (Rahimehullâh) ifade ettiğimiz şekilde izah etmiş, daha başka müfessirler de buna katılmıştır. Bkz. Ebu’l-Leys Semerkandî, Tefsîrü’l-Kur’ân, Sezgin Neşriyat, c.2, s.390.

Bununla beraber, tafsilat sadedinde daha pek çok detay aktarılmıştır. Üst cihetin zikredilmemesinin sebebi olarak ise Abdullah ibnü Abbâs (Radıyallâhu Anhumâ)dan şöyle nakledilmiştir: “Allah Teâlâ’nın rahmeti üstten gelir, şeytan, Allah Teâlâ’nın rahmetiyle mü’minin arasına giremez.” Bkz. İbnü Kesîr, Hadislerle Kur’ân Tefsiri, Çağrı Yayınları, İstanbul, 2008, c.6, s.2919.

[4] Câhiliyye Arapları, menfaatleri ve politikaları doğrultusunda haram aylarda kaydırma yaparlardı. Bu işleme “nesî” denir. (Bkz. Mustafa Fayda, “Nesî”, DİA, c.32, s.579.) Kur’ân-ı Kerîm’de bu işlemin bâtıl olduğu beyan edilmiş ve bu yola başvurmaları sebebiyle câhiliyye toplumu açık bir şekilde azarlanmıştır. (Bkz. Tevbe Sûresi, 9/36-37)

Paylaş, Haberdar Et:


Yücel Karakoç

Yazarın şu ana kadar yazılmış 40 makalesi bulunuyor.

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ