Kelimeler Kavramlar – Yusuf Kerimoğlu


Eser: Kelimeler Kavramlar

Müellif: Yusuf Kerimoğlu

Yayınevi: İnkılab yay.


Kavramların tefekkür ve algılarımız, hatta inançlarımız üzerindeki etkisi üzerinde yeterli ciddiyeti göstererek duranlarımızın sayısı fazla değildir. Oysa biz farkında olsak da olmasak da, davranışlarımızda, reflekslerimizde bile kavramların son derece derin bir belirleyiciliği vardır.

Modern dönemde neyi nasıl düşüneceğimize ve hangi konuda nasıl davranacağımıza siyaset teorisyenleri, ekonomistler, sosyologlar ve genel olarak siyaset bilimcileri karar verdiği için farkında olmadan sekülerleşiyoruz.

Oysa müslümanlar olarak hayatımızı bir bütün halinde nassların şekillendirdiği temel üzerine inşa etmek ve o temel üzerinde devam ettirmek temel mükellefiyetimizdir. Açıktır ki, bunu gerçekleştirmenin ilk adımı, inancımızı ve hayatımızı hangi kavramların belirlediğine dikkat etmektir.

Yusuf Kerimoğlu hoca, ilk baskısı –İnkılab yayınlarının ilk eseri olarak– Ocak-1983’te yapılan ve aynı yıl Yazarlar Birliği’nin “en başarılı eser” ödülüne layık görülen Kelimeler Kavramlar isimli çalışmasının Takdim yazısında bu gerçeğe şöyle parmak basıyor:

“Düşüncelerimiz “vehimlerimizin çarpıttığı” kelimelerin tasallutu altında. Bunlarla düşünüyor, bunlarla konuşuyoruz. Zanların ve şahsî kanaatlerin hakim olduğu ortamda –ki, bu zan ve kanaatler çoğunlukla cahilî eğitimin birikimine dayanır– nasıl bir gerçeği belirleyecek ve kimi, neye, nasıl çağıracaksınız?”

Aynı gerçeği, Kelimeler Kavramlar eserinin 13 sayfalık Önsöz kısmında da şöyle ifadelendiriyor:

“Müstevlilere dil ile yardım etmek, onların kültürlerini esas almak ve cahilî eğitimin koyduğu hudutlara göre konuşmaktır. Şurası muhakkaktır ki, insanların davranışlarına yön veren kelime ve kavramlar tağutî kültüre dayanırsa “İslamî bir mücadeleden” söz edilemez.”

İlk baskısında alfabetik sırayla ele alınan 51 kavram, Ekim-2004’teki baskısında 91’e, kitabın hacmi de 175 sayfadan 332 sayfaya çıkmış. Son baskısında kavram sayısı 100’ün üzerindedir.

Eserde adalet, ahd, ahlak, akıl emniyeti, batıl, bey’at, bel’am, bid’at, cahiliye, cihad, din emniyeti, fesad, fıkıh, fitne, günah, hudud, hürriyet, irtidad, küfür, millet, nesil emniyeti, siyaset, sünnet, şeriat, takva, velayet, zulüm… gibi İslamî kavramlar yanında, ideoloji, anayasa, cumhuriyet… gibi dilimize sonradan girmiş bulunan kavramlar da mercek altına alınmış.

Kerimoğlu hoca, her bir kavramın önce lugat, ardından ıstılah anlamını zikrediyor. Sonra da ele aldığı kavramın mahiyet ve alanına göre yer aldığı temel kaynaklara inerek anlam haritasını çıkarıyor. Kur’ân ve Sünnet nassları yanında ulema kavilleri burada başat rolü oynuyor.

Her bir kavram üzerinde dururken hocanın sadece kuru nakillerle yetinmediğini özellikle belirtmemiz gerekiyor.

Esere özelliğini veren en temel husus, ele alınan kavramların günümüzde nasıl ihmal edildiğinin, dönüştürüldüğünün, çarpıtıldığının ve/veya yerine hangi kavramların yapay olarak devreye sokulduğunun tesbit edilip dikkate sunulması.

Söz gelimi “ictihad” maddesinde önce kelimenin sözlük anlamı “gayret, takat, çaba” olarak, ıstılah anlamı da “şer’î delilleri esas alarak fer’î hükümler çıkarma hususunda fakih olan kimsenin bütün gücünü sarf etmesi” şeklinde verildikten sonra ictihada delalet eden Kur’ân ve Sünnet nassları zikredilmiş. Bu arada Nisâ suresinin 59. ayetinde geçen “ulu’l-emr” ifadesinden “ulema”nın kast edildiğini tesbit eden nakillere yer verilmiş.

Müteakiben ictihadın bizzat Resulullah (s.a.v) Efendimiz tarafından teşvik edildiği gerçeğinin altı çizilmiş ve “Hiçbir ferdin Resul-i Ekrem (s.a.v)’in sünnetini iptal etme hakkı yoktur” denerek temel bir gerçek ortaya konmuş.

İctihadın “farz-ı ayn” ve “farz-ı kifaye” şeklinde ikiye ayrıldığı ve tecezzi kabul etmeyeceği (farklı ihtisas alanlarından birçok kimsenin bir araya gelerek müşterek ictihadda bulunmasının mümkün olmadığı) belirtildikten sonra günümüzde ictihad kavramı etrafında meydana gelen oluşum ve tartışmalar ele alınmış.

Kerimoğlu hoca bu kısımda şu ifadeleri kullanıyor:

“Son yıllarda tağutî düzenlerden maaşla beslenen bazı tipler “ictihad yapılmalıdır” sloganına sarılmışlardır. Ancak bunun hangi konuda derhal yapılması gerektiğini (yani farz-ı ayn ictihada konu olduğunu) bir türlü ortaya koyamamaktadırlar. Tabii, Müctehidin kim olduğu da gizlenmektedir. Mü’minlerin bir “ulu’l-emr” etrafında toplanıp İslam topraklarındaki müstekbirlere karşı cihad etmesinin zarurî olduğu günümüzde “İctihad yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” tartışmasına katılmanın bir manası yoktur. Zira ilim adamlarının önce tağutî güçlere karşı mücadele ve cihad etmeleri farzdır. Bu hususta hiçbir hassasiyet göstermeyen kimselerin muttaki olduğunu kabul etmek güçtür. Halbuki ictihadı tamamlayan şartlar arasında doğruluk ve takva esastır. Müctehid heva ve heveslerden uzak, bid’atlerden korunmuş olmalıdır…”

Temel hedefi İslamî şuurun zedelenmesine ve giderek kaybolmasına yol açacak “kavram kargaşası”nın önüne geçmek olan eser, bunu büyük ölçüde gerçekleştirmiş görünüyor. Bununla birlikte, küçük bir ansiklopedi hüviyetindeki Kelimeler Kavramlar’ın müellifine yüklediği bir mükellefiyetten de söz etmemiz gerekiyor:

İlk baskısının üzerinden geçen 26 yıl zarfında müslümanların gündemine tarihsellik, hermenötik, hoşgörü/diyalog, çoğulculuk… gibi pek çok yeni kavram girdi. Gerek bunlar ve benzeri mahiyetteki kavramların, gerekse eserin ilk baskısından itibaren yer verilmesi uygun olan mezhep, taklid, telfik, emr-i ma’ruf nehy-i münker, tebliğ, teklif, hak/hukuk… gibi kavramların da dahil edilmesiyle eserin daha kapsayıcı, dolayısıyla hitap ettiği kitlenin daha geniş olacağında şüphe yok.

2017-10-27T08:38:31+00:00

Yazıya Bir Yorum Yapın