Musellem İslami İlimler Forumuna Hoş Geldiniz

Musellem İslami İlimler Forumu

Gönderen Konu: İ'tikâdî Açıdan Mustafa İslamoğlu'nun Durumuna Dair...  (Okunma sayısı 5936 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Kasım 14, 2016, 05:59:12 ÖS
  • Yönetici
  • Katılımcı Üye
  • *****
  • İleti: 88
  • Teşekkür: 12
  • Müsellem Forumları
    • Profili Görüntüle
Mustafa İslamoğlu, -genelin malumu üzre- Kabir azabını, Nüzul-i isa(a.s.)'ı, Şefaati, Recm'i, Nesh'i, Sahih ve mütevatir hadislerin Dinde delil oluşunu, Kıyamet alametlerini, Mûcizeyi v.s. reddetmektedir. 
Mustafa İslamoğlu "bid'ât ehli" olarak görüldüğü takdirde, yukarıda saydığım tüm hususların birini ya da birkaçını ya da hepsini reddedenlerin tamamını bid'ât ehli olarak görmemiz gerekir.
Ve "Bu hususların reddi, kişiyi dinden çıkarmaz" demek gerekir.

Diğer yandan, tekfir etmek te kolay değil elbette...

Meseleye vâkıf olan, bilgisi olanların bu konudaki görüşleri nelerdir?
 
Buyrun bakalım...


Hasbünallâhû ve ni'mel vekîl
Kasım 14, 2016, 06:48:49 ÖS
Yanıtla #1
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
  • Teşekkür: 1
  • Müsellem Forumları
    • Profili Görüntüle
Zarurat-diniyye'den başka ne kaldı merak ediyorum. Yani dirak Allah'ı mı inkâr etmesi gerek.
Şöyle söyleyeyim: f. güleni tekfir eden, islamoğlunun müslümanlığından sözetmesin. güleni tekfir edemeyen de gözüme görünmesin...
Kasım 14, 2016, 07:16:16 ÖS
Yanıtla #2
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
  • Teşekkür: 1
  • Müsellem Forumları
    • Profili Görüntüle
Evet -Mütevatir hadisi kabul etmemesi dışında-bu saydıklarınızı inkar eden kafir olmaz, Ehli bidat olur. Ama İslamoğlu'nun bu görüşler dışında ayrıca Hz. Adem'in babası olduğunu söylemesi ve Kader'i inkar etmesi durumları da var ki; mütevatir hadisi inkar eden ve Hz. Adem'in babasız ve annesiz olması gibi muhkem (delâleti/manası kat'î ve apaçık) olan bir mütevâtir nassı inkar eden veya tevil eden kafir olur. Eğer müteşabih (delâleti zannî) olan bir mütevatir nassı tevil etseydi, o nassı inkar etmemek şartıyla kafir olmazdı. Ama muhkem manayı tevil eden de inkar eden gibi kafir olur.
Kasım 14, 2016, 07:17:08 ÖS
Yanıtla #3
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 22
  • Teşekkür: 4
  • حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
    • Profili Görüntüle
Tum gorusleri seklinde degil de belirli gorusu uzerinde konusmak gerekir bence, ornegin kaderi inkar konusunda tekfir edilemiyor kaderiyye mezhebi kaderi tevil ederek inkar ettikleri icin ehli bidat denmis sadece hangi gorusunden dolayi tekfir edecegiz konu bu olmasi lazim. Ayrica f.gulenin tekfir edilme sebebi ne vatana ihanet ne zamandir kafir ediyor adami?
Kasım 14, 2016, 07:22:06 ÖS
Yanıtla #4
  • Yönetici
  • Katılımcı Üye
  • *****
  • İleti: 88
  • Teşekkür: 12
  • Müsellem Forumları
    • Profili Görüntüle
Evet -Mütevatir hadisi kabul etmemesi dışında-bu saydıklarınızı inkar eden kafir olmaz, Ehli bidat olur. Ama İslamoğlu'nun bu görüşler dışında ayrıca Hz. Adem'in babası olduğunu söylemesi ve Kader'i inkar etmesi durumları da var ki; mütevatir hadisi inkar eden ve Hz. Adem'in babasız ve annesiz olması gibi muhkem (delâleti/manası kat'î ve apaçık) olan bir mütevâtir nassı inkar eden veya tevil eden kafir olur. Eğer müteşabih (delâleti zannî) olan bir mütevatir nassı tevil etseydi, o nassı inkar etmemek şartıyla kafir olmazdı. Ama muhkem manayı tevil eden de inkar eden gibi kafir olur.

Kabir Azabı, Recm, Şefaat, Nüzul-i İsa (a.s.), Mucîze, Kıyamet Alametleri gibi hususlar tevâtür ile sabit değil mi Durdu kardeşim? Ya da bu meselelerde Kur'ân'da açık nasslar yok mudur?
İmam Ebû Hanîfe(rh.a.) "Kabir Azabını inkar eden kafir olur. İlgili ayetleri te'vil etmesi de onu kurtarmaz" demiştir açıkça.
Hasbünallâhû ve ni'mel vekîl
Kasım 14, 2016, 07:44:16 ÖS
Yanıtla #5
  • Ziyaretçi
Tum gorusleri seklinde degil de belirli gorusu uzerinde konusmak gerekir bence, ornegin kaderi inkar konusunda tekfir edilemiyor kaderiyye mezhebi kaderi tevil ederek inkar ettikleri icin ehli bidat denmis sadece hangi gorusunden dolayi tekfir edecegiz konu bu olmasi lazim. Ayrica f.gulenin tekfir edilme sebebi ne vatana ihanet ne zamandir kafir ediyor adami?

kuran ifadeleri çok sert yumuşatmak lazım, la lahe illallah deyince rasulullaha gerek yok demek, faize fetva vermek, namaz kılmıyorsanız hrıstiyan olun demek, odasında haç bulundurmak, vatikanda ölmeyi düşlemek, Cebrail e rağmen parti kuramam demek- dolayısıyla vahye rağmen- papaya hizmetlerinde olduğunu bildirmek cıa vs ... diğer soytarılıklarını saymıyorum bile...
hala tekfir edilmeye sebep aramak ???
Kasım 14, 2016, 08:23:44 ÖS
Yanıtla #6
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 3
  • Teşekkür: 1
    • Profili Görüntüle
Kasım 15, 2016, 12:02:06 ÖÖ
Yanıtla #7
  • Ziyaretçi
Tum gorusleri seklinde degil de belirli gorusu uzerinde konusmak gerekir bence, ornegin kaderi inkar konusunda tekfir edilemiyor kaderiyye mezhebi kaderi tevil ederek inkar ettikleri icin ehli bidat denmis sadece hangi gorusunden dolayi tekfir edecegiz konu bu olmasi lazim. Ayrica f.gulenin tekfir edilme sebebi ne vatana ihanet ne zamandir kafir ediyor adami?

F. Gülen vatana ihanetten ötürü tekfir edilmiyor hocam, bizzat kendi resmi sitesinde yayımlanan hıristiyanlara yönelik yazmış olduğu, açıkça küfür ifadeleri bulunan bir mektubu var. Tekfir edilmesindeki en büyük sebeplerden birinin bu mektup olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca tekfir işini -M. İslamoğlu da dahil- alimlerimize bırakmanın daha doğru olacağı kanaatindeyim. Birde bu başlık altında, tekfir edilmesi gereken birini avamın tekfir etme zaruriyeti var mıdır? Kişinin görüşünün küfür olması tekfiri için yeterli midir? Bu işin sınırı nerede başlar nerede biter? En azından bilgi edinme amacıyla bunlar da konuşulabilir.
« Son Düzenleme: Kasım 15, 2016, 03:46:36 ÖS Gönderen: Necmeddin İnandı »
Kasım 15, 2016, 12:34:32 ÖÖ
Yanıtla #8
  • Yönetici
  • Katılımcı Üye
  • *****
  • İleti: 88
  • Teşekkür: 12
  • Müsellem Forumları
    • Profili Görüntüle
Tum gorusleri seklinde degil de belirli gorusu uzerinde konusmak gerekir bence, ornegin kaderi inkar konusunda tekfir edilemiyor kaderiyye mezhebi kaderi tevil ederek inkar ettikleri icin ehli bidat denmis sadece hangi gorusunden dolayi tekfir edecegiz konu bu olmasi lazim. Ayrica f.gulenin tekfir edilme sebebi ne vatana ihanet ne zamandir kafir ediyor adami?

F. Gülen vatana ihanetten ötürü tekfir edilmiyor hocam, bizzat kendi resmi sitesinde yayınlanan hıristiyanlara yönelik yazmış olduğu, açıkça küfür ifadeleri bulunan bir mektubu var. Tekfir edilmesindeki en büyük sebeplerden birinin bu mektup olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca tekfir işini -M. İslamoğlu da dahil- alimlerimize bırakmanın daha doğru olacağı kanaatindeyim. Birde bu başlık altında, tekfir edilmesi gereken birini avamın tekfir etme zaruriyeti var mıdır? Kişinin görüşünün küfür olması tekfiri için yeterli midir? Bu işin sınırı nerede başlar nerede biter? En azından bilgi edinme amacıyla bunlar da konuşulabilir.

Necmeddin kardeşim, bu konuyu açmamızın ve irdelemek istememizin sebebi, "Hadi İslamoğlu'nu tekfir edelim" için değildir. İslamoğlu'nun İ'tikâdî durumu üzerinden, "Kabir azabını, Nüzul-i isa(a.s.)'ı, Şefaati, Recm'i, Nesh'i, Sahih ve mütevatir hadislerin Dinde delil oluşunu, Kıyamet alametlerini, Mûcizeyi v.s. inkar edenlerin i'tikâdî durumu nedir?"i konuşmaktı asıl maksadımız.  Eğer bu hususları inkar eden İslamoğlu'nun tekfir edilmemesi gerekiyor ise, "Bu hususları inkar edenler tekfir edilemez" diyebilir miyiz? konusunu dermeyan etmek gerekiyor.
Çünkü -özellikle- sosyal medyada herkes birbirini birşeyleri reddettiği için direk tekfir ediyor.
Senin de belirttiğin gibi, Ehl-i Sünnet'in tekfir anlayışı nedir? Tekfirin sınırları nedir? Kimler tekfir etmelidir/edebilir? gibi konuların önünü de açması bakımından bu örnek üzerinde gitmek istedik.
Hasbünallâhû ve ni'mel vekîl
Kasım 15, 2016, 09:34:50 ÖÖ
Yanıtla #9
  • Yönetici
  • İstikrarlı Üye
  • *****
  • İleti: 222
  • Teşekkür: 21
    • Profili Görüntüle
    • Hakkı Haykırmak İçin
Meseleye ilmî bir yaklaşım sergilemek maksadıyla açılmış konularda doğrudan sonuca gidici gönderiler yapmak doğru olmayacaktır. Hele hele mesele tekfir'e dair ise.

Burada yazdıklarınızın burada yazılı olarak kalacağını, burada yazılı durdukça da burada kalmayacağını, hepsinden ötesi bunların bir hesabı olacağını hesab ederek yazın ne yazacaksanız..

Bu hususta Necmeddin kardeşimin hassasiyetinde tavır alalım lütfen. 
Kasım 15, 2016, 01:23:50 ÖS
Yanıtla #10
  • Yönetici
  • Katılımcı Üye
  • *****
  • İleti: 88
  • Teşekkür: 12
  • Müsellem Forumları
    • Profili Görüntüle
Meseleye ilmî bir yaklaşım sergilemek maksadıyla açılmış konularda doğrudan sonuca gidici gönderiler yapmak doğru olmayacaktır. Hele hele mesele tekfir'e dair ise.

Burada yazdıklarınızın burada yazılı olarak kalacağını, burada yazılı durdukça da burada kalmayacağını, hepsinden ötesi bunların bir hesabı olacağını hesab ederek yazın ne yazacaksanız..

Bu hususta Necmeddin kardeşimin hassasiyetinde tavır alalım lütfen.

O vakit Tekfir Meselesini foruma taşımak gerekiyor. Bu konu ile ilgili detaylı bir makale serimiz var. Onu da buraya ekleyelim.
Hasbünallâhû ve ni'mel vekîl
Kasım 15, 2016, 01:58:03 ÖS
Yanıtla #11
  • Ziyaretçi
Güzel olur abi, tekfir meselesi iğne ucunda bir mevzu, makaleler ışığında gözden kaçan hususları tahlil edebiliriz.
Kasım 15, 2016, 03:35:45 ÖS
Yanıtla #12
  • Ziyaretçi
" MÜTEVATİR HADİSİN İNKARI "
Evvelen kişisel olarak imanın varlığı-yokluğu mevzuunda konuşmanın tehlikesi ve ahlaki zorluğu bir yana dursun, iman varlığı itibariyle ilmi kelamın, sosyal yönü ile de ilmi fıkhın konusudur.
Kelam'ın  konusu olan iman meselesinde Hadis ilminde tanımlandığı biçimiyle mütevatir kavramı ile hükme varılmaz. Ehli Kelam'ın ve bir noktaya kadar da Ehli Fıkh'ın mütevatir kavramı çerçevesinde bakmalıyız iman meselesine.
Bazı arkadaşlar ehli hadisin mütevatir tanımını alıyor ve sanki iman hadis ilminin konusu imiş gibi bununla fetva veriyor. Bu tavır çok kınadığımız Selefi'lerin ve modernistlerin tavrıdır.
Kavramları yerli yerince kullanmak ilmin edebindendir.
Kasım 15, 2016, 03:56:04 ÖS
Yanıtla #13
  • Yönetici
  • Katılımcı Üye
  • *****
  • İleti: 88
  • Teşekkür: 12
  • Müsellem Forumları
    • Profili Görüntüle
" MÜTEVATİR HADİSİN İNKARI "
Evvelen kişisel olarak imanın varlığı-yokluğu mevzuunda konuşmanın tehlikesi ve ahlaki zorluğu bir yana dursun, iman varlığı itibariyle ilmi kelamın, sosyal yönü ile de ilmi fıkhın konusudur.
Kelam'ın  konusu olan iman meselesinde Hadis ilminde tanımlandığı biçimiyle mütevatir kavramı ile hükme varılmaz. Ehli Kelam'ın ve bir noktaya kadar da Ehli Fıkh'ın mütevatir kavramı çerçevesinde bakmalıyız iman meselesine.
Bazı arkadaşlar ehli hadisin mütevatir tanımını alıyor ve sanki iman hadis ilminin konusu imiş gibi bununla fetva veriyor. Bu tavır çok kınadığımız Selefi'lerin ve modernistlerin tavrıdır.
Kavramları yerli yerince kullanmak ilmin edebindendir.



Doğru bir tesbit lakin bu başka bir konu.
Yukarıda yazdığımız imanî hususların bazılarının Mütevatir oluşu, Ehl-i Hadis'in değil, Fakihlerin ve Mütekellimlerin tesbiti ve hükmüdür.
"Mütevatir nedir? Kelamcılara, Fakihlere ve Ehl-i Hadise göre nedir?" konusunu ayrı bir başlık altında konuşmak gerekir.
Bunun için ayrı bir başlık açabiliriz.
Hasbünallâhû ve ni'mel vekîl
Kasım 15, 2016, 03:57:13 ÖS
Yanıtla #14
  • Yönetici
  • İstikrarlı Üye
  • *****
  • İleti: 222
  • Teşekkür: 21
    • Profili Görüntüle
    • Hakkı Haykırmak İçin
Her şeyi ayrı başlığa taşımaya gerek yok abiler, üç farklı ilim dalında mütevatir tanımı özetle verilebilir.. 

İsmail abi, bu vazife de sana düşer kabul edersen.
 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20