Musellem İslami İlimler Forumuna Hoş Geldiniz

Musellem İslami İlimler Forumu

Gönderen Konu: Selime’den Sultan Selim’e  (Okunma sayısı 79 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mart 07, 2019, 04:56:44 ÖS
  • Katılımcı Üye
  • **
  • İleti: 65
  • Teşekkür: 0
  • Tarih yazılmaya devam ediyor...
    • Profili Görüntüle
Selime’den Sultan Selim’e

Sultan Selim, hayatının her aşamasında ilahî himayeye muhatab olan, Hz. Musa gibi korunan bir devlet başkanıdır. Hz. Musa, gördüğü bir rüyadan hareketle Benî İsrail’e mensup bütün erkek çocukları katleden Firavun’un iktidar yıllarında doğmuş, onun sarayında büyümüştü. Yavuz da, babası Bâyezîd’ın “veliyyul’ahd” olarak atadığı büyük oğlu Ahmed’in müstakbel devlet başkanlığı, kardeşler arasında zuhûr edecek muhtemel bir taht kavgasıyla siyasî bir krize mahkûm olmasın diye doğacak erkek çocuklarının boğulmasını emrettiği bir zamanda dünyaya gelmişti.

Yavuz’a kadar emri titizlikle yerine getiren “ebe”, Sultan Selim dünyaya gelince Bâyezîd’in emrini yerine getirme noktasında tereddüt yaşar. Boğmak için Yavuz’u defaatle kucağına alır fakat her defasında Onun sevgisi kalbine akar, Ahiret’teki hesabı düşünür, elleri titrer ve “Allah’a yemin olsun ki bunu öldüremeyeceğim” der, vazgeçer. Annesiyle anlaşıp babası Sultan Bâyezîd’e çocuğun kız olduğunu söyler. Bâyezîd de adını, “Selime” koyar. Yavuz sarayda uzun zaman “Selime” olarak bilinir. Ne var ki büyüdükçe kendisinde zahir olan erkek alametleri, kız kardeşlerinin ondan korkması, zaman zaman onları tokatlaması ve her durumda şecaat arz etmesi görenlerde, “Bu nasıl bir kız?” diye merak uyandırır.

Bâyezîd, bir bayram günü bütün kızlarını toplar, ilgili saray memuruna onlara helva ve meyva ikram etmesini emreder. Bu esnada, bütün kızların “Selime/Yavuz”dan tedirgin olduğunu, onun kız elbisesi içerisinde herkese meydan okuduğunu görür ve taaccüb eder. Selime, mutad hareketlerine devam ederken, bir anda bir arı zuhûr eder ve diğer kızlar etrafında dönmeye başlar. Kızlar, arıdan korkar, kaçar. Selime ise, elini uzatır ve uçan arıyı yakalar. Hadise karşısında Bâyezîd’ın hayreti daha da artar. Çevresindekilere, “Bu, kız olamaz” der. Tam bu sırada ebe söze girip, “Evet Sultanım! Bu kız değil, erkektir” der. Bâyezîd ebeye, “Peki neden emrime muhalefet ettin, niçin onu öldürmedin” deyince; ebe, “Âlemlerin Rabbinden korktum. Seni de, kendimi de masum bir çocuğu öldürme vebalinden kurtardım” şeklinde karşılık verir. Bunun üzerine Bâyezîd; “Allah Teâlâ’nın takdir ettiği mutlaka olacak, bundan kaçış yok” der ve terbiyesiyle ilgilenilmesini ayrıca ona erkek kıyafetleri giydirilmesini emreder. Adını da Selim olarak değiştirir (1).

Annesinin kucağında, sandukanın içerisinde, Nil’in sularında, Firavun’un sarayında korunan Hz. Musa, asırlar boyu devam eden Firavnî düzeni yıkmıştı; Yavuz Sultan’da sarayda, “Selime” adıyla korunacak, sultan olacak, sekiz yıllık saltanat hayatında seksen yılda başarılamayacak icraatlara nâil olacak; Ehl-i Sünnet coğrafya’sını sarıp kuşatan Şia çemberini kırıp parçalayacak, İslâm birliğini yeniden tesis edecekti. Osman Gazi ile başlayan ikinci Sahâbe dönemi, onunla bütün bir ümmeti kucaklayan bir yapıya kavuşacaktı. Bu yüzden Hz. Musa’yı himaye eden “kudret eli” onu da korudu.

Yavuz Sultan Selim, Ehl-i Sünnet’i himaye ve “İttihâd-ı İslâm”ı tesis etme ödevlerine memur olması itibariyle “matlûb” bir devlet başkanıdır. Siyasette olduğu gibi, velayette de ehramın zirve noktasıdır. Eğer Sultan Fatih, Allah Rasûlü’nün methine muhatab olmasaydı şüphesiz ki Devlet-i Aliyye’nin en ulu Sultanı O olurdu.

1.   Bk. Zeynî Dahlan, el-Futûhâtu’l-İslâmîyye, II, s.139-40.

İktibas: İhsan Şenocak. Kudemâ Meclisi. Hüküm Kitap. İstanbul 2016. s. 243-6.



 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20