Musellem İslami İlimler Forumuna Hoş Geldiniz

Musellem İslami İlimler Forumu

Gönderen Konu: İMAM ŞAFİÎ’NİN HADİSLERİN TAMAMINI REDDEDEN BİRİYLE KONUŞMASI - 4  (Okunma sayısı 219 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 11, 2018, 04:48:03 ÖS
  • Administrator
  • Tecrübeli Üye
  • *****
  • İleti: 255
  • Teşekkür: 8
  • Müsellem Forumları
    • Profili Görüntüle
İMAM ŞAFİÎ’NİN HADİSLERİN TAMAMINI REDDEDEN BİRİYLE KONUŞMASI - 4

İmam Şâfiî: İhtilafa düşmeyi câiz görüyor musun? (1)

Muarız: Hayır.

Şâfiî: Fetva ehlinden olup da bugün yaşayan veya ölmüş olan önder Müslümanlardan bazılarını bilirsin. Onlar bazen bir takım meselelerde öncekilerle ihtilafa düşerlerdi, değil mi?

Muârız: Evet.

Şâfiî: Onlarla ilgili ne düşünüyorsun.

Muarız: Onlar kendilerine câiz olmayanı söylemişlerdir desem...

Şâfiî: Onların icmâsına muhâlefet etmiş olursun.

Muârız: Doğru. Fakat-bırak bunları.

Şâfiî: Onların kıyas yapmaları caiz mi?

Muârız: Evet.

Şâfiî: Kıyas yaparlarsa ihtilafa düşerler. Peki bu durumda kıyas üzerinde ısrar etmeleri câiz midir?

Muârız: Hayır desem...

Şâfiî: Peki ne yapalım? derler.

Muârız: Kıyas yapın, derim.

Şâfiî: Bunu yaptık. Ancak benim kıyasım benim dediğime, onun kıyası onun dediğine götürmüştür!

Muârız: Toplanmadıkça bir şey söyleyemezler.

Şâfiî: Yeryüzünün her yerinden mi?

Muârız: Evet desem...

Şâfiî: Toplanmaları mümkün değil. İmkân olsa bile ihtilaf ederler.

Muârız: Toplanırlarsa ihtilaf etmezler.

Şâfiî: İki tanesi (2) bir araya geldi ve ihtilaf etti. Çoğu bir araya gelse nasıl ihtilaf etmesinler.

Muârız: Birbirlerini uyarırlar.

Şâfiî: Peki bunu yapsalar ve ihtilaf edenlerin her biri kendi kıyasını öne sürse.

Muârız: Bu durumda ihtilaf câiz olur desem...

Şâfiî: O zaman ihtilaf edenlerin her birinin ihtilafında iki hüküm olduğunu iddia etmiş ve ihtilafta tek bir hüküm olur sözünü terketmiş olursun.

Muarız: Peki sen ne düşünüyorsun?

Şâfiî: İhtilafın iki yönü vardır. Eğer âyet, sünnet veya Müslümanların icmâsı varsa bunlardan herhangi birine vakıf olanın bunlara muhâlefet etmesi câiz değildir. Eğer bunlardan hiç birisi yoksa âlimler bu üç husustan birine benzerlik arayarak ictihad edebilirler. İçtihad edebilecek seviyede bulunan kişi (3) hakkında delâlet bulduğu şeyi söyleyebilir. Bu Kitab veya sünnet veya da icmâ mânâsında olur. Müteşâbih bir husus ortaya çıkar da, ihtilaflı iki hükme ihtimali varsa, ictihad edilir. İctihad bir başkasının içtihadına aykırı ise herkes kendi hükmünü açıklayabilir. Düşünülürse bunun da çok az vuku bulduğu görülür.


Muârız: Bu dediğin hakkında delilin nedir?

Şâfiî: Kitab, sünnet ve icmâya dayanmaktayım

Muârız: İhtilafa düşmenin hükmünü açıklar mısın?

Şâfiî: Allah şöyle buyurmuştur: “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın (4). Bir başka ayet-i kerimede de Allah şöyle buyurmuştur: “Kendilerine Kitap verilenler ancak o açık delil kendilerine geldikten sonra ayrılığa düştüler” (5). Allah’ın onlara delil sunduğu konularda ihtilafa düşmeyi zemmettiğini ve onlara bu konuda ihtilafa düşme izni vermediğini görmekteyim.

Muarız: Bunu ben de kabul ediyorum. Peki hakkında nass bulunmayan konularda ihtilafın caiz olduğu fikrini neye dayandırıyorsun?

Şafiî: Allah insanlara kıble olarak Mescid-i Haram’a yönelmelerini emretmiştir. O, âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Nereden yola çıkarsan çık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. Bu Rabbinden sana gelen gerçektir. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir. Nereden yola çıkarsan çık yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir. Nerede olursanız olunuz yüzünüzü o yana çevirin...” (6) Yolculuğa çıksak ve kıble konusunda ihtilaf etsek. Bana göre kıble bir yönde olsa, başkasına göre ise diğer yönde olsa. Sana göre bu durumda ne yapmamız gerekir?

Eğer Kabe’ye yönelmeleri gerekir dersen, o her ne kadar bulunduğu yerde açıkça görülüyorsa da ondan uzakta olan için gaybdır. Onlara düşen imkanları ölçüsünde bütün güçlerini harcamaları ve kalplerinde doğacak delâletlerin yol göstermesiyle ona yönelmeye çalışmalarıdır. Eğer böyle yaparlarsa onların ihtilafa düşmeleri caizdir. Bu durumda onların her biri kendisine gayb olan hakkı ararken ictihad ederek üzerine düşen görevi yerine getirmiş sayılır. Allah bir ayetinde şöyle buyurmuştur: “...rıza göstereceğiniz şahitlerden...” (7) Yine O, bir başka ayetinde ise “içinizde adalet sahibi iki kişiyi şahit tutun...” (8) buyurmaktadır. İki hakim olsa ve iki şahit bunların yanında şahitlikte bulunsalar. Bu hakimlerden birine göre bu şahitler âdil görülse, diğer hakime göre ise âdil sayılmasa. Bu durum için ne dersin?

Muarız: Onları âdil olarak gören onların şehâdetini kabul etmelidir. Diğeri ise şehâdetlerini reddetmelidir.

Şafiî: Bu bir ihtilaf mıdır?

Muârız: Evet.

Şâfiî: O halde senin ihtilaf durumunda iki hüküm olabileceğini kabul ettiğini görmekteyim.

Muârız: Gayb ile ilgili konularda bundan başkası olamaz. Bu durumda fiili ve hükmü birbirine aykırı olsa da üzerlerine düşeni yapmış sayılırlar.

Şâfiî: Biz de aynen böyle düşünmekteyiz.

Allah şöyle buyurmaktadır: “Kabe’ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kişi hükmeder...” (9) İki âdil kişi bir yerde aynı şeye hükmetseler, başka iki âdil kişi ise yine bir yerde daha çok veya daha azıyla hükmetse. Bunlar ihtilaf etseler bile her biri üzerlerine düşeni yapmışlardır.

Allah şöyle buyurmuştur: “Başkaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Çünkü Allah Yücedir, Büyüktür”. (10)

Bir başka ayet-i kerimede ise “Siz de karı ile kocanın Allah’ın sınırlarını hakkıyla muhafaza etmelerinde kuşkuya düşerseniz, kadının fidye vermesinde her iki taraf için de sakınca yoktur” (11) buyurulmaktadır. İki kadın aynı fiili işleseler. Bunlardan birinin kocası kadının başkaldırmasından korksa, diğeri ise korkmasa. Bu durum için ne dersin?

Muârız: Karısının başkaldırımdan korkan koca ona öğüt verir, yatağını terk eder, olmazsa döver. Diğeri ise onu dövemez.

Şâfiî: Aynı şekilde karısının Allah’ın sınırlarını koruyamayacağından korkan kişinin ondan fidye alması câizdir. Diğerine ise caiz değildir. Her ikisinin fiilleri aynı olsa bile.

Muârız: Evet. Her ne kadar ben böyle söylesem de zannedersem başkaları bu konuda bana ve sana muhaliftir. Bizim görüşümüzü kabul etmezler. Peki ihtilafın caiz olduğunu gösteren sünnet nasıldır?

Şafiî: Bize Abdulazîz b. Muhammed, Yezîd b. Abdil- lah b. el-Hâd, Muhammed b. İbrahim, Büsr b. Saîd, Ebû Kays Mevlâ Amr b. el-As, Amr b. el-As yoluyla nakletmiştir ki Amr, Re- sûlullah’ı şöyle derken işitmiş: “Hakim, hüküm verirken ictihadda bulunurda isabetli hüküm verirse, iki sevap kazanır. Yine hüküm verirken ictihadda bulunur da yanılırsa, bir sevap a/ır” (12). Yezid b. el-Hâd şöyle demiştir: Bu hadisi Ebû Bekr b. Muhâmmed b. Amr b. Hazm’a rivâyet ettiğimde bana Ebû Seleme’nin Ebu Hureyre’den öğrendiği bu hadisi kendisine naklettiğini söyledi.


İktibas: İmam Şafii. Sünnet Müdafaası. Çev: İshak Emin Aktepe. Polen Yayınları. İstanbul 2007. s. 64-9.


Dipnotlar:
1.   Muârızının bir başka yerde “Âlimler eski zamanlarda da şu anda da bazı konularda ihtilaf etmektedirler. Bu câiz midir?” sorusuna Şâfiî özetle şöyle cevap verir: İhtilaf haram olan ve olmayan şeklinde ikiye ayrılır. Kur’ân’da ve sünnette açıkça beyan edilmiş konularda ihtilaf câiz değildir. Te’vil edilmesi mümkün olan ve kıyasla ulaşılan hükümlerde ise ihtilaf olabilir. “Kendilerine kitap verilenler, delil geldikten sonra ayrılığa düşülmüşlerdir” (el-Beyyine (98), 4) ve “Kendilerine deliller geldikten sonra ihtilaf ve ayrılığa düşenler gibi olmayın” (Ali İmrân (3), 105) ayetleri Müslümanların, delillerle açıklanmış konularda ihtilafa düşemeyecekleri bildirilmiştir (Risale, s. 560-561).

2.   Şâfiî ve Muârızı.

3.   İmam Şâfiî’ye göre kıyas yapacak kişinin, geçmiş sünnetleri, selef alimlerinin görüşlerini, insanların icmâ ve ihtilaf ettiği konuları, Arapça’yı bilmesi gerekir. Ayrıca sağlam bir akla, muhaliflerini dinleyebilecek olgunluğa sahip olmalıdır. Kıyas yaparken bütün gücünü kullanmalı, benimsediği görüşle yetinerek muhalif görüşlerden müstağni kalmamalıdır (Risale, s. 510-511). Bir başka yerde ise kıyas yapabilmeyi şu şartlara bağlamaktadır: Kur’ân, nâsih-mensûh, hâs-âmm, edeb, Resûlullah’ın sünneti, eski ve yeni alimlerin sözleri ve Arapça bilinmelidir. Benzerliği ayırdedebilecek akla ve kıyas bilgisine sahip olunmalıdır. Bunlardan herhangi birini bilmeyen kıyas yapamaz (Ömm, XV, 129).

4.   Âli İmrân (3) 105.

5.   el-Beyyine (98) 4.

6.   el-Bakara (2) 149,150.

7.   el-Bakara (2) 282.

8.   et-Talak (65) 2.

9.   el-Mâide (5) 95.

10.   en-Nisâ (4) 34.

11.   el-Bakara (2) 229.

12.   Buhari, İ’tisâm 21; Müslim, Akdiye 15.



 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20