Musellem İslami İlimler Forumuna Hoş Geldiniz

Musellem İslami İlimler Forumu

Gönderen Konu: İMAM ŞAFİÎ’NİN HADİSLERİN TAMAMINI REDDEDEN BİRİYLE KONUŞMASI - 2  (Okunma sayısı 64 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mayıs 08, 2018, 04:28:33 ÖS
  • Administrator
  • İstikrarlı Üye
  • *****
  • İleti: 245
  • Teşekkür: 8
  • Müsellem Forumları
    • Profili Görüntüle
İMAM ŞAFİÎ’NİN HADİSLERİN TAMAMINI REDDEDEN BİRİYLE KONUŞMASI - 2

İmam Şafiî (rh.a): Hadislerin tamamını reddeden grubun fikirlerine (mezhebine) vâkıf olduğu ifade edilen birisi bana şöyle dedi: İhatalı (kesin) bir delille haram kılınmış bir şeyin, kesin olmayan bir delile dayanılarak mubah kılınmasını caiz kılacak hüccetiniz var mı?

Şâfiî: Evet var.

Muarız: Nedir?

Şâfiî: Yanımdaki bu kişi hakkında ne dersin? Onun kanma ve malına tecâvüz haram mıdır?

Muârız: Tabii ki.

Şâfiî: Peki iki şâhit onun bir kimseyi öldürüp malını aldığına ve şu an yânında bulunan malın öldürdüğü kişiye ait olduğuna dair şahitlik etse...

Muârız: Kısas olarak onu öldürürüm. Malı da, hakkında şâhitlik yapılan maktûlün vârislerine veririm.

Şâfiî: Bu iki şahidin yalan söylemesi veya hata etmesi ihtimal dâhilindedir, değil mi?

Muârız: Evet.

Şâfiî: İhâta (kesin bilgi) ifade eden delillere dayanılarak tecavüzden korunmuş olan mal ve kanı, nasıl olur da kesin bilgi vermeyen delile yani iki şâhidin şâhitliğine dayanarak helal sayarsın!

Muârız: Şâhitliği kabul etmek bizlere emredilmiş bir husustur.

Şâfiî: Öldürme konusunda şahitliğin kabul edilmesi gerektiğine dair Kur’ân-ı Kerim’de herhangi bir ayet var mı ki! (1)

Muârız: Hayır. Fakat mânen bununla emrolunduğumuzu düşünmekteyim.

Şâfiî: Öldürmenin, kısas ve diyete ihtimali olduğu için, bu mânânın öldürme dışında başka bir hükümle ilgisi olabilir mi?

Muârız: Bu konudaki delil şudur: Müslümanlar öldürme konusunda iki şahidle hüküm verilebileceğinde icmâ etmişlerdir. Biz de buna dayanarak Kur’ân’ın icmâ edilen bu hususla alakalı olduğunu kabul ederiz. Zira Kur’ân’da ifade edilen mânâ konusunda onların bir kısmı hata etse bile, çoğunluğun doğru fikri bulacağına inanmaktayız.

Şâfiî: Görüyorum ki Resûlullah’tan nakledilen haberleri kabul ediyorsun artık. İcma ise sünnetten daha alt seviyede bir delildir.

Muârız: Bunu kabul etmek zorundayız.

Şâfiî: O halde artık sen, kesin bilgiyle (ihâta) haram olan kan ve malı, kesin bilgi vermeyen şahitliğe dayanarak helal kabul eder misin?

Muârız: Bunu kabul etmek bize emredilmiştir.

Şâfiî: Allah’tan başkası gaybı bilmeyeceğinden, zâhi- re göre hükmedip, görünen hallerine bakıp iki şahidin dürüst olduklarına dayanmak hükmetmekle emrolunduğunu söylüyorsun. Bizler şahitlerde aradığımız şartlardan daha fazlasını muhad- dislerde aramaktayız. Mesela şahitliklerini kabul ettiğimiz çoğu kimseden hadis almayız. Yine muhaddisin dürüst mü yalancı mı olduğuna dair, hadis hafızlarıyla aynı konuda naklettikleri hadislere, Kur’ân’a ve sünnete bakarız. Bütün bunlar da bir takım işaretler (delâletler) vardır ki bunların şahitliklerde bulunması imkânsızdır (2).

İktibas: İmam Şafii. Sünnet Müdafaası. Çev: İshak Emin Aktepe. Polen Yayınları. İstanbul 2007. s. 27-9..

Dipnotlar:
1.   Kur’ân-ı Kerim’de şahitlik konusu şöyle düzenlenmiştir: Mallar ile ilgili konuda (müdâyene ayetinde) “Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunamazsa rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkek ile -biri yanılırsa diğerinin hatırlatması için- iki kadın şahit olsun” (el-Bakara (2), 282), yetimlerin mallarının teslimi konusunda “Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun” (en-Nisâ (4), 6), zina konusunda “Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şahit getirin” (en-Nisâ (4), 15), boşanma konusunda ise “Iddet müddetlerini doldurduklarında onları ya meşru ölçüler içerisinde tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun” (et-Talâk (65), 2) buyurulmuştur.

2.   Şâfii, haber-i vâhidlerin kabul edilmesi gerektiğini şâhitlik müessesesiyle örneklendirmekle birlikte bu iki olgu arasında fark bulunduğunun da farkındadır. Şöyle der: “Haber konusunun şahitlik meselesine benzeyen yönleri olmakla birlikte benzemeyen yönleri de vardır. Mesela hadiste bir erkek ve bir kadının rivâyeti kabul edilirken, şahitlikte bu durum muteber sayılamaz. Hadiste ravi müdellis değilse “falancadan o da falancadan” şeklinde yapılan rivayet kabul edilirken, şahitlikte ancak “gördüm”, “duydum” ve “beni şahit etti” gibi sözler makbuldür. Muhtelif hadislerden birini Kitap, sünnet, icmâ veya kıyas ile istidlal ederek tercih edebilirken şahitlikte böyle bir şey olamaz. Ayrıca şahitliği kabul edilebilecek birçok kimseden hadis alınmaz. Çünkü lafızlar değişince mananın da değişme ihtimali vardır. Bunun dışında pekçok konuda hadis rivayeti ile şahitlik benzer durumdadır (...)” (Risale, s. 372-373).


 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20