Musellem İslami İlimler Forumuna Hoş Geldiniz

Musellem İslami İlimler Forumu

Gönderen Konu: SÖZ MÜ GÖZ MÜ?  (Okunma sayısı 247 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Temmuz 02, 2017, 10:17:24 ÖÖ
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 13
  • Teşekkür: 0
  • Müsellem Forumları
    • Profili Görüntüle
“Biz eskiden” diye başlayan cümlelerin devamını zamane gençliği pek dinlemek istemez nedense .Oysa vaz geçse inadından ve dinlese devamın da koca koca hayat tecrübelerinin, hangi yanlışların nelere mal olduğunun neyi niçin yaptıklarını ve nelerle karşılaştıklarının, üzdüklerinin sevindirdiklerinin sebep ve neticelerini öğrenecek, belki de birçok  şeyi bunlardan çıkararak daha az hatalar yapacak ama maalesef…

Ne var ki daha evvelki kuşak aksine davranır teknolojinin esiri olmadığı, hayatı doya doya yaşadığı dönemlerde dedesini ninesini, mahalledeki bir piri faniyi zevkle dinler hisseler alır kullanırdı…

Peki bugün böyle davranan gençlik kimi dinliyor? Tv, telefon, tablet  vs.

Ülke olarak fazla değil çok yeni teknik teknoloji ile bu kadar içli dışlı hale geldik ve gerçeğini dinlemekten kaçınan gençliği sahteleri kuzu gibi dinletiyor, yönlendiriyor, kullanıyor işi bitince kaldırıp atıyor. Ha bu arada unutmadan bir başkasını suçlamak kolay “onlar bunu yaparken sen alternatif ne yapıyorsun?” sualin cevabını vermek durumundayız.

Kainatın boşluk kabul etmediği gibi insanın gönlüde beynide boşluk kabul etmez. Asrımız namı diğer ‘modern çağ’ bunları boş bulduğunda yani lüzumsuz işlerle uğraşanları kendi oyuncakları ile doldurmasını avutmasını çok iyi bilir. Buna koca bebeklerde dahildir. Evladına ders çalış, kitap oku diyen bir ebeveynin kendisinin saatlerce modern oyuncaklar karşısında zaman geçirmesi  gençlerin, çocukların hayata bakışını da etkilemiyor mu ? Böyle bir ebeveyn ‘biz eskiden’ diye başlayınca evlat su içerdiniz testiden türünden geçiştiri veriyor öyle değil mi ?

Oysa söz medeniyetinin evlatlarıyız. Bak evlat diye başlayan cümlelerin devamı koca koca  hayat tecrübeleridir asırlık devletlerdir. İki dinler bir konuşulurdu. Konuşmadan önce destur alınır dı ? Hayme Anayı dinleyen Ertuğrul, Ertuğrul’u dinleyen Osman Gazi, Babası 2.Muradı dinleyen Fatih neticeler ortada.

Dinlemek bir bütün olarak muhatabın samimiyetini yahut samimiyetsizliğini, tecrübelerini, kişiliğini, karakterini  tanımamıza fırsat verir, dinlediklerimizden ona göre dersler hükümler çıkara biliriz. Oysa seyretmek çoğu zaman her şeyimizle teslim olmaya kadar gider, gitmektedir. Tv ve internet dünyası gücünü muhatabının sorgulayamamasından, muhakeme etmeye fırsat bulamayıp ilk anda vermek istediklerini  kolayca kabul ettirmesinden alır.

Bu coğrafya irfan geleneğinin yoğurduğu nesillerle doludur ve bunun en büyük özelliği söz medeniyetinin ağırlığıdır. Konuşmasında ayetten hadisten bahseden, Mevlana dan  Yunus dan misaller getiren, gönül erleri Abdulkadir’i Geylani, İ. Rabbaniden  (ks) iktibaslar yapan N. Fazıl’dan şiir okuyan bir konuşmacının sıcaklığını samimiyetini , büyülü camlardan, sanal alemden alamazsınız. Bu hususta elbette zamane gençliğini ikna edebilmek, sanaldan, geçici dünya meşgalelerinden uzak tutabilmek içinde mesuliyet sahiplerinin o nispette donanımlı, birikimli olması elzem değil mi? Salah olmadan ıslah olmaz derler. Yani düzelme olmadan düzeltme yapılamaz. “Kitap okumak çok iyidir evlat” diyen bir babanın elinde evlat hiç kitap görmüyorsa  nasıl bir vaziyetin olacağı aşikar değil mi ?

“Oku” diye başlayan bir zaman sürecinin , bu sürecin başlattığı medeniyetlerin temelinde sözün gücü hakimdir. Yaşadığımız tarihi değişim , bu gücün yerine göz medeniyetinin ortaya koyduklarını başarı diye önümüze koydu, koymaya devam ediyor, oysa o medeniyet bile son tahlilde kendi insanının bile mutlu olamadığı bir dünya koydu ortaya.

Peki  ne demek istiyoruz ? Hz. Mevlana’nın pergel metaforunda olduğu gibi sabit ayağı milli ve manevi değerlerde diğeri ile beşerin en üst seviyede ortaya koyduğu bilim ve tekniği bir diğer ifade ile yitik malımız ilim alacak, üretecek, bir gençliğin yetişmesini istiyoruz. Böyle bir gençliğin de ancak söz dinleyen, sanala mahkum olmayan, Allah’ını (cc), Peygamberini (sav) , tarihi şahsiyetlerini ,anasını, abasını ve de öğretmenlerini dinleyen bir neslin bunu mümkün kılabileceğini düşünüyoruz. Çünkü önce dinleyen sonra nasıl  ve neye bakacağını da iyi bilir.

Ama bunun içinde bir kez daha tekrar ediyoruz salah olmadan ıslah olmaz.


Faydasız ilimden Allah'a sığınırım
 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20