Bir İddiayı Meşrû Kılmak İçin Ayet Okumak Yeterli midir ?

Ebubekir Sifil Hoca; Birileri iddialarını desteklemek için arkasından 500 ayet de okusa, o iddianın doğru olduğuna hemen inanmayın, o iddiayı, o düşünceyi Sahabe ve Sünnet tasdik ederse o zaman kabul edin.” derken ne demek istemişti ?

Bu sözü, bir takım modernistler, mealciler şöyle anlamışlardı;
“Bir tarafta Allah’ın ayetleri, diğer tarafta beşerî bir tasdik (Sahabe ve Sünnet) var. Allah’ın ayetleri o beşerî tasdikten geçince mi bizim için doğru olacak, bağlayıcı olacak?”

Burada görmezden geldikleri, atladıkları önemli bir nokta var;
Ebubekir Sifil Hoca bu sözünde Kur’ân ayetlerini kasdetmiyor, önünden/ardından Kur’ân ayetleri okunan o iddiayı, o düşünceyi kasdediyor. Birilerinin sözkonusu ayetten çıkardığı anlamı, yorumu kasdediyor.
Hocanın bu sözünü çarpıtanların içinde bulundukları en önemli çelişki, meal okuduklarında Kur’ân okuduklarını zannetmeleridir. Hocanın tabiriyle; “Meal ile Kur’ân arasındaki fark, Allah kelâmı ile kul kelâmı arasındaki fark gibidir.”

Bu ne demek?

Ebubekir Hocanın bu sözünü çarpıtanlar, aksini iddia eden sizler, eğer; “Bir iddiayı, bir görüşü desteklemek için ayet okumak yeterlidir” diyorsanız;

* Meselâ, İhsan Eliaçık ve Yaşar Nuri Öztürk namazın ve Oruc’un farz olmadığını söylemektedir, Eliaçık’a ve Öztürk’e “Bunun delili nedir?” diye sorsanız size en az 10 tane ayet okuyacaktırlar namazın farz olmadığı görüşünü isbat sadedinde, bu durumda Eliaçık, Öztürk gibi zevât, ayet okuduğu için ona itiraz etmemeniz gerekir, namazın farz olmadığını kabul etmeniz gerekir, çünkü Eliaçık ve Öztürk ayet okudular sonuçta!.. Neden itiraz ediyorsunuz ayetlere ?..

* Meselâ Şia “on iki imam” , “masum imamlar” şeklindeki inançlarını, “bedâ” inançlarını ve daha birçok inanç umdelerini Kur’ân ayetlerine dayandırmaktadırlar. Bu inançlarını isbat sadedinde ayetler okurlar ve “Bu ayette kasdedilen budur” derler. Bu durumda ayet okudukları için itiraz etmemeniz gerekmektedir. Ve Şia bu ayetlerle size geldiğinde, Şia’lığı hak olarak görüp kabul etmek mecburiyetindesiniz. Ayetlere itiraz etmemelisiniz, değil mi ?..

* Yine başka bir örnek olarak; Tarihe “Hakem Olayı” adıyla geçen Sahabeler arasında çatışmaya sebebiyet veren olay sonrası ortaya çıkan bir grup olan Haricîler, Hakem Olayı’nda adı geçen, orda bulunan tüm Sahabeyi tekfir etmişlerdir ve bu tekfirlerini de ayetlere dayandırmışlardır. Bu durumda siz demelisiniz ki; “Evet Haricîler Sahabeyi tekfir etmekte haklıdır, çünkü ayet okudular, ayete dayandılar.” Siz bu ayetlere itiraz mı ediyorsunuz ?..

* Yine başka bir örnek olarak; IŞİD söylemlerini ve eylemlerini desteklemek için her zaman öncelikle ayetlerle kendilerini desteklemektedirler. Birçok görüşlerini ispat sadedinde bir çok ayet ortaya koymaktadırlar. Bu durumda sizlerin IŞİD’e hiçbir şekilde itiraz etmemeniz, söylemlerini ve eylemlerini kabul etmeniz gerekmektedir.

* Yine bir başka ve önemli bir örnek olarak, Hıristiyanlar İncil’in tahrif edilmediğini ispat sadedinde size birçok Kur’ân ayeti sunabiliyorlar ( Bu ayetlerin neler olduğunu 1 no’lu dipnottaki link’ten inceleyebilirsiniz), bu durumda Hıristiyanların bu iddialarına hiçbir itirazda bulunmamanız ve İncil’in bozulmadığını, tahrif edilmediğini kabul etmek mecburiyetindesiniz, çünkü onlar da size ayet okuyorlar… Bu ayetlere muhalefet edebilir misiniz ?…

* Yine bir başka önemli örnek olarak, Farz namazların günde kaç vakit olduğu ve kaçar rekat oldukları konusunu zikredebiliriz;

Bu konuda Edip Yüksel namazın üç vakit olduğunu ayetlere dayandırabiliyor, lâkin Yüksel’in “Resûl” olarak kabul edip inandığı Reşât Halîfe nâmlı zât ise farz namazın günde 5 vakit olduğunu ayetlere dayandırabiliyor.

Ünlü modernistlerden Yaşar Nuri Öztürk farz namazların günde 3 vakit olduğunu ayetlere dayandırabiliyor (sonradan yine ayetlere dayanarak namazın farz olmadığını ortaya attı), buna mukâbil M. İslamoğlu, A. Bayındır, M. Okuyan v.s. gibi zevât Yaşar Nuri bu görüşünü ayetle desteklemesine rağmen ona itiraz edip Farz namazın günde 5 vakit olduğunu söyleyerek Y. N. Öztürk’e reddiye yapabiliyorlar ve bu reddiyelerini de ayetlerle destekliyorlar.

İhsan Eliaçık Farz namazın günde 2 vakit ile 7 vakit arasında olduğunu söylüyor, “2 vakit ile 7 vakit arasında kaç kılarsanız kılın, hepsi doğrudur” diyor ve bu görüşünü ayetlere dayandırıyor. (Eliaçık da daha sonra –yine Kur’ân’a dayanarak- namazın farz olmadığı iddiasını ortaya attı.)

Farz Namazın günde 5 vakit olduğunu söyleyip bu 5 vakit namazın her birinin 2 rekât olduğunu söyleyenler var, bu görüşlerini de ayetlere dayandırıyorlar.

Daha ilginç olan; Salât’ın namaz olmadığını söyleyenler var ve bu görüşlerini ayetlerle destekleyebiliyorlar.

Farz namazların günde kaç vakit olduğu konusundaki bu birbirinden farklı görüşlerin sahiplerinin hepsi de Kur’ân’a dayanıyor… Hangisi doğru? Hepsi mi? Hiçbiri mi? Ama hepsi de ayet okuyor?

* Abdulaziz Bayındır “Allah geleceği bilmez” derken Kur’ân ayetlerine dayanıyor, bu görüşünü ayet okuyarak ortaya koyuyor, buna itiraz eden Mustafa İslamoğlu ise “Bayındır Hoca yanılıyor” diye söze başlayıp yine bazı ayetler okuyarak itiraz ediyor.

Edip Yüksel Tevbe sûresindeki 2 ayetin Kur’ân’a sonradan eklendiğini ortaya koyarken bunu Kur’ân’a dayandırıyor, İlhami Güler Kur’ân’daki bazı ayetlerin çıkarılması gerektiğini söylerken Kur’ân’a dayanıyor yine. Bu şahısların hepsi de Kur’ân’a dayanırken acaba hangisi doğru, hangisi yanlış ?

Yine tarih boyunca ortaya çıkmış olan, birbirinden farklı Kur’ân anlayışlarına sahip olan tüm fırkaların hepsi de –istisnasız olarak- görüşlerini Kur’ân’a dayandırmışlardır.

Ve mealcilerin, modernistlerin kendi içlerinde ihtilaf yaşadıkları ve bu ihtilaflı görüşlerini de ayetlere dayandırdıkları birçok mesele sayabiliriz buraya, ama bu kadar örnek yeterlidir sanırız.

Biz biliyoruz ki, Ebubekir Hocanın bu sözünü çarpıtanlar, değiştirenler, itiraz edenler de yine yukarıda saydığımız birbirinden farklı görüş sahipleridir ya da onların avâneleri, takipçileri, müridleridir. Ebubekir Hocanın bu sözünü çarpıtmalarının, itiraz etmelerinin sebebi ise, kendi Kur’ân anlayışlarını meşrû hale getirme çabalarına, çalışmalarına Ebubekir Hocanın bu sözleri engel teşkil ettiği içindir.

Hepsi birbiriyle çelişiyor, ama hepsi de Kur’ân’a dayanıyor, lâkin birisi de “Siz ne yapıyorsunuz, hem birbirinizle çelişiyorsunuz, hem de hepiniz de Kur’ân’a ayetlere dayanıyorsunuz, bu nasıl iştir? Hanginiz doğru, hanginiz yanlış? Bu iş yanlış?” diyerek itiraz ettiğinde hepsi de aynı itirazı dile getiriyor; “Sen karışma, Sahabe karışmasın, Sünnet karışmasın, Ulemâ karışmasın… Biz birbirimizle çelişsek de Kur’ân apaçık ve anlaşılır bir kitaptır…”

İmdi!
Yukarıda saydığımız tüm bu iddialara ve iddia sahiplerine nasıl itiraz edeceksiniz? Ayet okuyorlar size, farkında mısınız ?… Ayetlere muhalefet etmek gibi bir niyetiniz mi var yoksa ?…

Ama tüm bu saydığımız görüşlere ve görüş sahiplerine itiraz edip, Kur’ân’ı en doğru şekilde anlamak için Hz. Peygamber (sallallahualeyhivesellem.)’in ve Sahabe’nin ve Sahabe (radiallahuanhum) sonrası ilk kuşağın Kur’ân anlayışına bakmamız gerektiğini, aksi takdirde yukarıdaki tüm görüşlerin ayetlerle desteklenmesi sebebiyle kabul edilmesi zorunluluğunun ortaya çıkacağını dile getiren Ebubekir Sifil Hocayı, bu sözleri sebebiyle koro halinde tekfir eden de sizlersiniz ?… Nasıl olacak bu iş ?.. Bu nasıl bir yaman çelişkidir ?…

Soru(n) şudur; Ebubekir Sifil Hoca’nın bu sözlerine itiraz edip, yukarıda saydığımız birbirinden farklı ve hepsi de Kur’ân’a, ayetlere dayanan tüm görüşleri –sırf ayetlerle kendilerini destekledikleri için- kabul mü edeceksiniz, yoksa Ebubekir Hocaya ettiğiniz iftiralar, hakaretler ve tekfirler için tevbe edip Ebubekir Hocanın bu sözünü kabul mü edeceksiniz?

Sizleri bu tuhaf çelişkiniz ile baş başa bırakıyoruz…

Ebubekir Sifil Hocanın bu konu ile ilgili açıklamalarını 2 ve 3 no’lu dipnottaki linklere tıklayarak izleyebilirsiniz.


Dipnotlar;

1- https://kutsalkitap.org/kurana-gore-incil-degisti-mi/
2- https://www.youtube.com/watch?v=vmNKmtGjtJY
3- https://www.youtube.com/watch?v=XCWuX3soZPw&t=210s

Şükrü Yaşar
Musellem.net yazarı..